Basın Bültenleri

Rahmi Çuhacı TÜGİAD başkanı oldu

Ali Yücelen TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini teslim etti Rahmi Çuhacı TÜGİAD başkanı oldu Ali Yücelen’in TÜGİAD Başkanlığından istifa ederek siyasete atılmasının ardından TÜGİAD Yönetim Kurulu gerçekleştirdiği ilk toplantıda oybirliği ile başkan seçtiği Rahmi Çuhacı başkanlık görevini Ali Yücelen’den teslim aldı. Mersin’de gerçekleştirilen devir teslim törenine Türkiye’nin her yerinden TÜGİAD üyeleri büyük ilgi gösterdiler. TÜGİAD Başkanlığı yaptığı dönemde hem iş dünyasına hem de ekonomik konulara farklı bir derinlik kazandıran Ali Yücelen’in “TÜGİAD’dan, mazbatasını aldıktan sonra istifa eden başkanlar çıkmayacaktır” sözleriyle siyasete girme kararını verdikten sonra istifa ederek boşalttığı TÜGİAD Başkanlığına oybirliği ile Rahmi Çuhacı getirildi. TÜGİAD Başkan Yardımcısı ve G20 Komisyonu başkanı Rahmi Çuhacı yeni başkan olurken, ondan boşalan G20 Komisyonu başkanlığına da Serkan Yazıcıoğlu getirildi. TÜGİAD Yönetim Kurulunun kararının ardından Ali Yücelen’in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini Rahmi Çuhacı’ya devir teslim töreni Mersin’de gerçekleştirildi. Başkanlık görevini halefine devrettiği törende duygusal bir konuşma yapan eski başkan Ali Yücelen, TÜGİAD’ın değerlerine atıfta bulunarak, bir STK’nın bir ülke için ne kadar önemli olabileceğini göstermeye çalıştıklarını anlattı ve şunları söyledi: “Başkanlık görevini halefine devrettiği törende duygusal bir konuşma yapan eski başkan Ali Yücelen, TÜGİAD’ın değerlerine atıfta bulunarak, bir STK’nın bir ülke için ne kadar önemli olabileceğini göstermeye çalıştıklarını anlattı ve şunları söyledi: “Ömrümüzün çok önemli bir kısmını TÜGİAD’da geçirdik. Kendi adıma gurur duyduğum yıllar… Şu anda, üstlendiğimiz başkanlık görevini kendisine kefil olacak kadar güvendiğim Rahmi Çuhacı’ya devrediyorum. TÜGİAD Üyeleri olarak arkasından gidin. Türk genç işadamları olarak dünyada adım almadığımız kıta kalmadı. Bizim Türkiye'yi anlatma misyonumuz da var. Rahmi Başkanın da hem ülkemizi karış karış gezeceğine hem yurtdışında bizi en iyi şekilde temsil edeceğine eminim. Ben inandığım bir dernekteki başkanlık görevimi inandığım bir dava uğruna mücadele etmek üzere bırakıyorum. Ben TÜGİAD'da söylemediğim hiçbir şeyi siyasette söylemiyorum. Biz TÜGİAD’da makam-mevki için değil hizmet edebilmek için çalıştık. Bundan sonra da hizmete devam edeceğiz.. Biz hep gönül yeter dedik. Yenişehirli Avni’nin gönül dostu satırlarını anımsatmak istedik… Sanman ki, taleb-i devlet ü câh etmeğe geldik biz âleme bir yâr için âh etmeğe geldik" TÜGİAD Başkanlığı görevini Ali Yücelen’den devralan Rahmi Çuhacı da genç işadamları olarak sürekli çevrelerinde yaşanan deneyimlere açık olmaya çalıştıklarını belirtti. TÜGİAD çatısı altında Ali Yücelen’in başkanlığı döneminde çok değerli kazanımlar elde ettiklerini söyleyen Çuhacı sözlerine şöyle devam etti: “Ali Yücelen bizim için bir başkan, bir arkadaş, bir lider… Liderlerin makamlara, koltuklara ihtiyacı yoktur. Atatürk bir lider olarak üniformasını çıkartarak başlattı Kurtuluş Savaşı’nı… Biz TÜGİAD çatısı altında birlikte görev yaptığımız sürece sayın başkanın bilgisinden, birikiminden, liderlik vasıflarından istifade ettik. Bundan sonra da yararlanmak istiyoruz. Ali Yücelen TÜGİAD’ı o kadar iyi bir noktaya getirerek bizlere teslim etti ki işimiz hem zor hem kolay… Bu kadar başarılı bir noktadan sonra işimiz göreli olarak kolay… Ancak öyle bir mesafe kat edildi ki; daha iyisini yapmak için daha çok ve iyi çalışmamız gerekiyor. Biz bayrağı ne kadar yükseğe çıkartıp bizden sonrakilere de Ali Yücelen gibi başarılı bir yapı teslim edebilirsek o kadar onur duyacağız. Türkiye’de işsizliğin azalıp girişimciliğin artması için çalışacağız. Zira işsizliğin en etkili ilacı girişimciliktir.“ TÜGİAD’ın temel değerlerine ve ilkelerine saygılı bir şekilde faaliyetlerine devam edeceğini belirten Çuhacı; “Türkiye için, KOBİ’lerimiz için, reel sektör için, üreten, istihdam yaratan ve ihraç edenler için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. 2015 yılının en önemli gündem maddesinin G20 Genç Girişimciler İttifakı toplantısı olduğunu anlatan Çuhacı; G20 Komisyonu başkanı olarak uzun süredir üzerinde çalıştıkları programı Serkan Yazıcıoğlu’na emanet ettiklerini açıkladı. Türkiye yerinde sayıyor Devir teslim törenine katılan MHP Genel Başkan yardımcısı Oktay Öztürk, 1990’da dünyanın 18. Büyük ekonomisi olduğunu anımsatarak, Türkiye’nin hala 18. Büyük ekonomi olduğunu, işsizliğin yüzde 10 ve üzerinin Türkiye’nin kaderi haline geldiğini ve bu gidişle Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasının olanaksız olduğunu öne sürdü. Türkiye’nin daha çok özel sektör yatırımına ve yüksek teknolojiye ihtiyacı olduğunu dile getiren Öztürk, amaçlarının daha yüksek katma değer üreten bir ekonomi olduğunu söyledi. TÜGİAD’ın bugüne kadar yaptığı çalışmaları ilgiyle izlediklerini belirten Öztürk bundan sonraki süreçte de TÜGİAD gibi dinamik ve girişimciliği sahiplenen sivil toplum kuruluşlarının eleştiri ve önerilerinin değerini koruyacağını söyledi. TÜGİAD üyelerinin büyük ilgi gösterdiği devir teslim törenine katılan Ankara Şube Başkanı Türker Naslı, Çukurova Şube Başkanı Armağan Öner, Bursa Şube Başkanı Gökhan Onur ve Ege Şube Başkanı Musa Turan da kısa bir konuşma yaparak duygularını dile getirdiler. Rahmi Çuhacı: TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenen Rahmi Çuhacı, 1972 yılında Malatya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Özel Boğaziçi Lisesi’nde tamamladı. Üniversiteyi Franklin University, Switzerland/Department of International Management (B.A.) tamamladı. Daha sonra University of Wales College of Cardiff’te / Department of Maritime Studies & International Transport Management (M.S.C)’de Master yaptı. 1995 yılında kurmuş olduğu İlhan Uluslararası Taşımacılık ve Metal Tic. Ltd. Şti.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını sürdürmekte olup aynı zamanda Nuh Ticaret ve Sanayi A.Ş, Nuh’un Ankara Makarnası ve Nuh Grubu'na ait tüm şirketlerin hissedarı ve Nuh Çimento Sanayi A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyesi’dir. Evli ve iki çocuk babası olan Çuhacı, İngilizce ve İtalyanca bilmektedir. Serkan Yazıcııoğlu: TÜGİAD G20 Komisyonu Başkanlığına getirilen Serkan Yazıcıoğlu ise 1974 yılında İstanbul’da doğdu. Uludağ Üniversitesi’ndeki eğitimi sırasında havacılık sektörü ile tanışan Yazıcıoğlu, operasyon memurluğu ile başlayan havacılık hayatına, önce üst düzey yönetici olarak devam etti ve ardından 2000 yılında ilk şirketini kurarak girişimci olarak devam etti. Evli ve bir kız çocuğu babasıdır.

06.05.2015

Çocuklarımıza layık olalım

TÜGİAD Başkanı Çuhacı : Çocuklar TEOG büyükler 1 Mayıs için zorlu bir sınava girdi Çocuklarımıza layık olalım TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı, bugün ve yarın 1 milyon 300 bin öğrencinin gireceği TEOG sınavlarına giren tüm çocuklarımıza başarılar diledi. TEOG sınavının hemen ardından gerçekleşecek olan 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı nedeniyle büyüklerimizin de önemli bir sınav vereceğine dikkat çeken Çuhacı, “İşçimizle, işverenimizle, siyasetçi ve bürokratlarımızla çocuklarımıza layık olmamız gerekiyor. Herkesi 1 Mayıs’ı adı gibi bayram olarak kutlamaya davet ediyorum” dedi. Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Rahmi Çuhacı, TEOG sınavları ve 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajında 8. sınıf öğrencileri ve velilerinin 29-30 Nisan tarihlerinde TEOG sınavları nedeniyle büyük bir heyecan yaşadığına dikkat çeken Çuhacı; “Tüm öğrenci arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz. Her birinin yapabileceğinin en iyisini yapmasını ve ülkemizin geleceğine katkı sağlamasını diliyoruz. Anne ve babalar da bu sınavın tek başına bir anlam ifade etmediğini unutmayarak; sonuç her ne olursa olsun çocuklarına desteğe devam etsinler.” dedi. 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı öncesi ülkemizde her zamanki tartışmaların yaşandığına dikkat çeken Çuhacı şunları söyledi: “Bizler genç girişimciler ve işadamları olarak işçi kardeşlerimizle bir bütünün parçalarıyız. Ne biz olmadan onlar ne de onlar olmadan bizler bir anlam ifade etmiyoruz. Ancak unutmamız gerekiyor ki bu birlikteliğin bir anlam ifade edebilmesi için huzurlu ve müreffeh bir Türkiye zorunludur. Ülkemizin huzurunun bozulmaması için herkesten üzerine düşeni yapmasını ve bu 1 Mayıs öncesini de gerginlikten uzak, anlayışlı bir diyalog ile tamamlayarak 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramının adı gibi bir bayram havasında; şenliklerle, halaylar ve horonlarla kutlanmasını diliyoruz. Ülkemize yakışan budur. Ne güvenlik güçlerine saldıran göstericiler ne de işçi kardeşlerimize karşı güç kullanan kolluk kuvveti resimleri görmek istiyoruz. Herkesten, bugün ve yarın sınava giren evlatlarımıza layık olmalarını bekliyoruz. Unutmayalım ki her ne yapıyorsak yapalım onların geleceği için yapıyoruz.” Çuhacı, çocuğu sınava girecek olan TÜGİAD üyelerinin ve üyelerinin işyerlerinde çalışan tüm işçilerin çocuklarına da başarılar dileyerek; TÜGİAD ailesinin 500 bin emekçiden oluşan en değerli grubunun 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramını da kutladı.

30.04.2015

TÜGİAD Türkiye’nin ticari risk haritasını çıkarttı; en riskli iller hangileri?

TÜGİAD Türkiye’nin ticari risk haritasını çıkarttı; en riskli iller hangileri? Ticari risk 3’ten 5’e yükseldi TÜGİAD, 2013 yılı verilerini esas alarak Türkiye’nin il bazında ticari risk haritasını çıkarttı. Şaşırtan sonuçlara göre en riskli il Muş olurken en az riskli il de Siirt olarak tabloda yer aldı. Sanayinin yoğunlaştığı yerlerde de tablo şaşırtıcı sonuçlar verdi. Sonuçları değerlendiren TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı; “2013 verileri daha stabil ve olumluydu. Sadece dolar kurunun 1,8 lerden 2,7’lere yükselmesi bile 2 yılda riski geometrik olarak arttırmıştır. Seçimden sonra daha güvenli bir ortamın ticari riskleri de 2013 seviyelerine çekmesini umuyoruz” dedi. Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) uzmanları Türkiye’nin il bazında ticari risk analizini yaptı. Analiz sonuçlarına göre Türkiye’nin en yüksek ticari riskine sahip illerinin başında Muş gelirken ticari riskin en düşük olduğu il Siirt oldu. Ticari riskin en düşük olduğu iller sıralamasında Kocaeli’nin 6. İstanbul’un ise 9. sırada yer aldığı dikkat çekiyor. Ticari riskin en yüksek olduğu iller sıralamasında da ilk sırayı Muş alırken onu Tokat, Bayburt, Ardahan gibi iller takip ediyor. Listenin 7. sırasındaki Antalya aynı zamanda listedeki tek sahil kenti olarak dikkat çekiyor. TÜGİAD uzmanlarının karşılıksız çek, protestolu senet ve takipteki alacaklar verilerini farklı kriterlerle analiz etmeleri sonucunda elde edilen raporda 5 farklı kriter esas alındı. Buna göre ildeki protestolu senet tutarının ildeki firmaların cirosuna oranı; ildeki protestolu senet sayısının ildeki kurumlar vergisi mükellef sayısına oranı ve ildeki karşılıksız çek tutarının ilde bankalara ibraz edilen çek tutarına oranı karşılaştırıldı. Ayrıda ildeki karşılıksız çek sayısının ilde bankalara ibraz edilen çek sayısına oranı ile ilde takibe düşmüş alacaklar toplamının da ildeki nakdi krediye oranı da esas alınan kriterler arasında yer aldı. Türkiye Bankalar Birliği, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, BDDK verileri kullanılarak elde edilen endeksler bazında illerin risk skorları elde edilmiştir. TİCARİ RİSKİ EN DÜŞÜK İLLER Araştırmaya göre Türkiye’de ticari riski en düşük il yüzde 27,52’lik skoruyla Siirt olurken, bu ilimizi yüzde 28,66 ile Kilis ve yüzde 33,83 ile Hatay izledi. Kocaeli’nin yüzde 36,58 ile 6. sırada yer aldığı listenin 9. sırasında da yüzde 37,27 ile İstanbul göze çarpıyor. TİCARİ RİSKİ EN YÜKSEK İLLER Türkiye’de ticari riskin en yüksek olduğu illerin başında yüzde 71,59 ile Muş geliyor. Muş’u yüzde 70,23 ile Tokat takip ederken Bayburt yüzde 65,98 ile listenin 3. sırasında yer alıyor. Genellikle Doğu ve Orta Anadolu illerinin yer aldığı en yüksek risk sıralamasının 7. sırasında Türkiye’nin turizm ve gıda endüstrisinin merkezi Antalya yer alıyor. Van, Diyarbakır ve Hakkâri’deki ticari risk oranı Antalya’nın gerisinde yer alıyor. Beş büyük il bazında bakıldığında iller genellikle birbirlerine yakın ve Türkiye ortalamasının altında bir tablo sergiliyor. Yüzde 51,85 ile Türkiye ortalamasının üzerinde ticari riske sahip kent olan Bursa büyükler arasında en yüksek ticari riske sahip. Bursa’yı yüzde 48,82 ile siyaset ve bürokrasinin merkezi olan başkent Ankara izliyor. İzmir’deki risk oranı yüzde 43,76 olarak ölçümlenirken İstanbul’daki risk yüzde 37,27 ve son sıradaki Kocaeli’nin risk oranı da yüzde 36,58 olarak hesaplandı. Raporun genel analizine göre Doğu Anadolu bölgesi genelinde bir ticari risk görülüyor. Karadeniz bölgesindeki risk düzeyi Türkiye ortalamasının üzerinde bir seyir izliyor. Balıkesir-Bartın hattı ile Aydın-Adana kıyı çizgisi de ticari riski yüksek illeri barındırıyor. 2013’ten 2015’e neler değişti? Türkiye’nin ticari risk analizini değerlendiren TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı, 2013 yılı verileriyle gerçekleştirilen çalışmanın, 2014 ve 2015 yılı 6 aylık verileriyle güncelleneceğini belirterek şunları söyledi: “2013 yılı bugüne göre çok daha iyimser bir tabloya sahip olduğumuz bir yıldı. Veriler daha olumluydu. En temel verilerden birisi döviz ve faiz… O zaman 1,8 olan Dolar kuru bugün 2,7’nin üzerinde seyrediyor. Sadece bu bile 2013 yılı verileriyle hesaplanan ticari risk endeksinin bugün geometrik bir gelişme gösterdiğine işaret ediyor. Son 2 yılda 3 önemli seçim geçiren Türkiye’nin 7 Haziran itibariyle daha güven dolu bir tabloyla 2013 verilerine geri dönmesini umuyoruz. Sonrasında yapısal dönüşümler ve girişimciliğin, reel sektörün, KOBİ’lerin desteklenmesiyle ticari riskin daha da düşmesini bekliyoruz. Özellikle katma değeri yüksek ihracat gücü olan Süper KOBİ’lerin bu anlamda sorunun çözümüne katkısı çok daha olumlu olacaktır. Mevcut iktidardan ve 7 Haziran itibariyle sorumluluk alacak olan yeni hükümetten beklentimiz bu anlamda bizleri de sürece dahil ederek ticari risk seviyesinin kabul edilebilir standartlara çekmesidir. Ticari risk düştüğü oranda ekonomimiz büyür, Türkiye kalkınır.” EK Tablo: 3 ALT ENDEKS VE GENEL ENDEKS TABLOSU

27.04.2015

Soykırım kararları kötü niyetli

TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı soykırım iddialarına tepki gösterdi Soykırım kararları kötü niyetli Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Rahmi Çuhacı Anadolu’da asırlardır birlikte yaşayan kadim topluluklardan Ermeniler ile ilgili uluslararası platformda sahnelenen oyunlara tepki gösterdi. Dünya barışına ve huzuruna katkı sağlaması beklenen uluslararası kuruluşların ve liderliklerin tam tersi etki yaratacak şekilde hareket etmesinin hayal kırıklığı yarattığını belirten Çuhacı “Gerek Avrupa Parlamentosu gerekse Vatikan’ın açıklamaları hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu kararların tamamen siyasi ve Türkiye’yi zaafa sürüklemek amacı taşıyan kötü niyetli hareketler olduğunu düşünüyoruz. TBMM’deki siyasal partilerimizin sergilediği birlik ve beraberlik tablosunun bu anlamda umut verici olduğunun da altını çizmek isterim.” dedi. Türkiye’nin günlük yaşamında her etnik kimlik ve inanca mensup insanların eskisine oranla daha nitelikli saygı gördüğünü belirten Çuhacı, eğitimin ve demokratik değerlerin gelişmesiyle beraber insanların artık daha bilinçli olmaya başladığını söyledi. Türkiye’yi, arşivlerin ve tarihçilerin bile reddettiği bir soykırım iddiasını kabul etmeye zorlayan uluslararası açıklama ve kararları kınadığını belirten Çuhacı sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de olduğu gibi TÜGİAD’da da Ermeni dostlarımız, üyelerimiz var. Onlarla kardeşlik düzeyine birlikteliğimiz ve bağımız var. Ortak hedeflerimiz var. Türkiye başta olmak üzere yaşadığımız bölgenin refahı ve barışı bizler için kıymetli. Bu hedeflere konsantre olmak bizim için bu dayanaksız iddiaları tartışmaktan daha öncelikli. Zira bizler geleceği kurmak istiyoruz. Ortak değerlerimiz çerçevesinde Müslüman, Hristiyan, Musevi ya da Türk, Kürt, Süryani, Ermeni, Rum Arap diye ayırmadan çocuklarımızın geleceğini kurmak için mücadele ediyoruz. Tarih ne yazık ki çok acı olaylarla dolu; bunların hangisinde kimin ne kadar sorumluluğu var? Bunu belgelere dayanarak tarihçiler verebilir. Siyasetçiler oylama yaparak tarih yazamazlar.” AP'nin tavsiye niteliğindeki kararının, halihazırda durgunluk yaşayan Türkiye-AB müzakerelerine katkısının olmadığını, Türk kamuoyundaki olumsuz algıyı daha da artırabileceğini vurgulayan Çuhacı, “AP'deki muhataplarımızın, bu tür özel ve tarihi konulardan ziyade AB politikalarına ilişkin tartışması ve kararlar almasını bekliyoruz. Avrupa çok ciddi sorunlarla boğuşuyor. Önce aciliyeti olan sorunları çözmesi gerekenlerden asıl sorumluluklarını yerine getirmelerini bekliyoruz.” dedi. Vatikan’ın gücünün ve servetinin en önemli kaynaklarından birinin Latin Amerika yerlilerinin altınları olduğu gerçeğinin bugün tüm dünyada kabul gördüğünü anımsatan Çuhacı; “Aztekleri, İnkaları yeryüzünden silen bir geçmişi göz ardı eden Papa'nın ruhani bir lider olarak açıkça tartışılamamış tarihi olaylar hakkında ayrıştırıcı tespitler yerine, dinin birleştirici ve barışı temel alan yönüyle hem Hristiyan alemine hem tüm dinlerin mensuplarına örnek teşkil eden açıklamalarını duymayı arzu ederiz. Eğer bir taş atılacaksa onu en masum olan atsın.” sözleriyle Hz İsa’ya atıfta bulundu. Geçmişte yaşanan olaylarda sadece Ermeniler’in değil, Kürtler’in, Türkler’in de büyük kayıplar verdiğini ve acılar çektiğini söyleyen Çuhacı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Ancak kimse gidip de senin ataların benim atalarımı öldürdü diye kimse kimsenin boğazına sarılmıyor. Geçmişte Osmanlı’yı bölmek için oyunlar sergileyenler bugüne kadar kesintisiz aynı oyunlarını sürdürdüler. Biz Anadolu’da yaşayan insanlar olarak diyaloğumuzu her zamankinden daha geliştirerek sürdürüyoruz. Biz bugün Türkiye'de Ermeni vatandaşlarımızla mutluyuz ve birlikte daha güçlüyüz. Tüm bölgemizde de bunu ve daha iyisini yapabiliriz. Bu tarz konuların onları daha fazla huzursuz etmemesini diliyoruz. Türkiye’deki siyasal partiler 7 Haziran seçimlerinde Ermeni, Kürt, Türk ayırmadan Türkiye için çalışacak vatandaşlarımızı aday göstererek bizi ayrıştırmaya çalışanlara en iyi yanıtı vermiştir.”

20.04.2015

TÜGİAD Turgut Özal’ı unutmadı

8. Cumhurbaşkanı Merhum Turgut Özal'ı Rahmet ve Minnetle Anıyoruz TÜGİAD Turgut Özal’ı unutmadı TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı, derneğin kuruluşu ve adının başına Türkiye ibaresinin konulmasını sağlayan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölüm yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı. TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı, hem Türkiye hem de TÜGİAD için çok değerli bir devlet adamı olan Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölüm yıldönümü nedeniyle yayınladığı mesajda onun ifade ettiği görüşlerin öneminin ve değerinin bugün daha iyi anlaşıldığını vurgulan mesajında şu görüşlere yer verdi: “Türkiye'nin ve Türkiye ekonomisinin değişim ve dönüşümüne öncülük etmiş değerli bir lider ve devlet adamı olan merhum Turgut Özal, demokrasimizin gelişmesi ve ülkemizin kalkınmasında önemli öncü rol üstlenmiştir. Vizyonu, girişimleri ve düşünceleri ile Türkiye ekonomisini dünyaya açmakla beraber Türk işadamlarının hedeflerini belirlemiş ve çağın gelişmelerini doğru değerlendirerek ekonomimizin çağ atlamasına öncülük etmiştir. Türk siyaseti, demokrasisi ve ülkenin kalkınması için azimle çalışmış olan Turgut Özal aynı zamanda derneğimizin "Türkiye" unvanını almasına öncülük ederek TÜGİAD'ın Türkiye'nin ilk ve tek ulusal ve uluslararası genç işadamları derneği olmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Biz Türkiye Genç İşadamları olarak yurtiçi ve yurtdışında ortaya koyduğumuz başarıyı ve sahip olduğumuz girişimci ruhumuzu merhum Turgut Özal'a borçluyuz. İcraatı ve vizyonu ile milletimizin gönlünde önemli bir yer edinmiş olan 8. Cumhurbaşkanımız merhum Turgut Özal'ı 22. ölüm yıl dönümünde rahmet, minnet ve şükranla anıyor, bir kez daha ailesine ve milletimize başsağlığı diliyoruz. “

17.04.2015

TÜGİAD’ın yeni başkanı Rahmi Çuhacı oldu

TÜGİAD’da yeni dönem TÜGİAD’ın yeni başkanı Rahmi Çuhacı oldu Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) 14. ve 15. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yücelen’in aktif siyasetin içinde yer alma kararını takiben istifası ile boşalan TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine oybirliği ile Rahmi Çuhacı seçildi. Kendine verilen bu önemli görevi, güçlü bir ekip ve demokratik bir yönetim anlayışı ile yerine getireceğini ifade eden Çuhacı şunları söyledi: “Başta saygıdeğer başkanlarımız Cefi J. Kamhi, Murat Bekdik, Hamdi Akın, Muharrem Yılmaz, Hayati Kaya, Murat Saraylı, Lütfü Küçük, Murat Coşkunkan ve Ali Yücelen olmak üzere; kuruluşundan itibaren dernek yönetiminde, kurullarında ve komisyonlarında yer alan değerli TÜGİAD’lı kardeşlerimize ve TÜGİAD’a gönülden destek veren tüm üyelerimize içten duygularla şükranlarımı sunuyorum. TÜGİAD bayrağını tüm çabamızla en üst noktaya taşımaya gayret edeceğiz. Geçmiş yıllardaki bütün TÜGİAD yönetimleri gibi, düşünen, düşündüren, proje üreten ve çözüm getiren bir kurum olmak için hizmet etmeye çalışacağız” TÜGİAD olarak üzerinde titizlikle duracakları konuları da paylaşan Çuhacı, “Dernek olarak başta hükümetimiz olmak üzere, siyasi aktörler ve bürokrasi ile kurduğumuz ilişkilerimizi daha da güçlendirerek yurt içi ve yurt dışı her platformda ülkemizi ve derneğimizi en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz. Ülkemizin önde gelen tüm sivil toplum kuruluşları, düşünce kuruluşları ve üniversiteleri ile iyi ilişkiler içerisinde olarak güç birliği ve faaliyet birlikteliklerine çalışacağız. Bir önceki dönemde başlatılmış olan tüm program ve komisyonlarımızı çeşitlendirerek üyelerimizin yönetim ve karar süreçlerine kapsamlı katılımını sağlayacağız.” “İşsizliğin bir numaralı çözümü gördüğümüz girişimciliği gündemden düşürmeyeceğiz” Başkan Çuhacı, “Türkiye unvanı ile onurlandırılmış tek genç işadamları derneği olarak işsizliğe ve girişimciliğe dikkat çekerek icraat dönemimizde bu konuyu sürekli gündemde tutacağız. Genç girişimciliğin ülkemizde ivme kazanmasına büyük katkı yapacağına inandığımız ve bu sebeple gündemimizde yoğun olarak yer alacak olan G20 YEA Genç Girişimciler İttifakı 2015 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağız. 2023 Türkiye’si hedeflerine, hayallerine biz bu genç işsiz nüfusumuzu iş sahibi yaparak ulaşabiliriz. Bu konuda gerçekleştireceğimiz her çalışma ülke geleceğimizin inşasına koyacağımız bir tuğla olacaktır” diye konuştu. Türk iş dünyasının önemli bir ismi Türkiye’nin farklı şehirlerinde farklı sektörlerde yatırımları olan Rahmi Çuhacı iş dünyasını yakından tanıyan, sivil toplum kuruluşlarında görev almış bir isim. 1995 yılında kurmuş olduğu İlhan Uluslararası Taşımacılık ve Metal Tic. Ltd. Şti.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını sürdürmekte olan Çuhacı aynı zamanda Nuh Ticaret ve Sanayi A.Ş, Nuh’un Ankara Makarnası ve Nuh Grubu'na ait tüm şirketlerin hissedarı ve Nuh Çimento Sanayi A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyesi’dir.

16.04.2015

Saldırıların amacı ölenler değil yaşayanlar diyen TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı

Saldırıların amacı ölenler değil yaşayanlar diyen TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı Devlet saldırıları engellemeli… İstanbul İstiklal caddesindeki saldırıyı tekrar tekrar lanetlediklerini belirten TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı, terör örgütlerinin dünyanın her yerinde fırsat buldukları an saldırı gerçekleştirdiklerini belirterek, “Tüm ülkeler bu anlamda etkili önemler alarak bu saldırıları engelliyor. Türkiye’de artık haberlere, uyarılara konu olan saldırılar engellenemiyor. Saldırıların amacı ölenler değil, yaşayanlar… Onların her an korku içinde nefes alıp vermelerini sağlamak... Bu nedenle herkes üzerinde düşeni yapmalı ve insanların can ve mal güvenliğini sağlamalı; insanlar da teröristlerin hedeflediği tuzağa düşmemeli.” dedi. TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı İstanbul İstiklal caddesinde gerçekleştirilen saldırı ile ilgili bir açıklama yaparak herkesin üzerinde düşeni yapmasını istedi. Saldırıda ölenlere Allah’tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı dileyen Çuhacı yaralananlara da acil şifalar dileyerek şu açıklamayı yaptı: "İstanbul İstiklal caddesinde yine bomba patladı. Masum insanları hedef alan teröristlerin bombayı erken patlatması kayıpların fazla olmasını engelledi. Ancak burada kesin olan bir şey varsa; bu bombaların amacı insan öldürmek değil. Onlar asıl ölmeyenleri hedefliyorlar. Saldırıların ardından neden oldukları korku, yarattıkları nefret onları mutlu ediyor. Her zaman söylediğimizi tekrarlayacağız. Terör, her kim tarafından, her ne amaçla yapılırsa yapılsın ve her kimi hedef alırsa alsın bir insanlık suçudur. Bu konuda istihbarat bilgilerini vermeyen devletler de sorumludur. Terör örgütlerinin saldırılarının sistemli ve planlı olduğu anlaşılıyor. Zaten bu konuda önceden gelen istihbaratlar da bunu doğruluyor. Teröristler uygun koşulların oluşması durumunda ve fırsatını buldukları anda saldırılarını gerçekleştirir. Bu tüm dünyada böyledir. Başka ülkelerde birkaç yılda ya da yılda bir kez patlayan bombalar ülkemizde haftada bir kez patlıyor. Tüm ülkeler bu anlamda etkili önemler alarak bu saldırıları engelliyor. Türkiye’de artık haberlere, uyarılara konu olan saldırılar engellenemiyor. Saldırıların amacı ölenler değil, yaşayanlar… Onların her an korku içinde nefes alıp vermelerini sağlamak. Bu nedenle herkes üzerinde düşeni yapmalı ve insanların can ve mal güvenliğini sağlamalı; insanlar da teröristlerin hedeflediği tuzağa düşmemeli. Öncelikle bugüne kadar ki süreçte zaafiyeti olan her kamu görevlisi sorumluluğunun gereğini yapmalıdır. Teröre yenik düşerek birbirimize olan inancımızı ve güvenimizi yitirmemeliyiz. Bu vesileyle saldırıda yaşamını yitirenlere rahmet, aileleri, yakınları ve insanlığa başsağlığı diliyoruz. Saldırıda yaralananların da en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz."

19.03.2015

TÜGİAD Karadeniz'de büyüyor

Karadenizli genç girişimci ve işadamları TÜGİAD çatısı altında toplanıyor TÜGİAD Karadeniz'de büyüyor TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, her bölgede yapılanma hedefi doğrultusunda Karadeniz bölgesinde de genç girişimci ve işadamlarını da TÜGİAD ailesine kazandırmak istediklerini söylerken; TÜGİAD'ın Karadeniz yapılanmasını gerçekleştiren Zafer Küçükşabanoğlu "Karadeniz büyürse Türkiye büyür" dedi. Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD), Ankara, Çukurova, Bursa ve Ege şubelerine Karadeniz şubesini de eklemek üzere harekete geçti. Kalabalık bir işadamı heyetiyle Karadeniz seferine çıkan TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen Samsun ve Ordu'da genç girişimci ve işadamları ile bir araya gelirken; Karadeniz'in diğer illerinde de genç girişimci ve işadamlarını TÜGİAD ailesine kazandırmak istediklerini belirtti. Karadeniz seyahati kapsamında Ordu ve Samsun'da genç girişimci ve işadamlarıyla bir araya gelen TÜGİAD heyeti; TÜGİAD'ı, misyonu, vizyonu ve hedeflerini anlattılar. TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, genç işadamlarına hitaben yaptığı konuşmada, dernek olarak her türlü yapılanmadan bağımsız olarak Türkiye için gönüllü çalıştıklarını belirterek şunları söyledi: "Biz sorunlardan şikayet eden bir yapı değiliz. Eğer bir sorunu dile getiriyorsak, onun çözüm önerisini de geliştirerek anlatıyoruz. Hiç bir siyasal yapı ya da organizasyon ile bağlantımız yok. Aramızda her türlü farklı kesimi temsil eden arkadaşlarımız var. Ancak biz burada demokrasi dersi veriyoruz. Ne kadar farklı düşünürse düşünsün, o arkadaşımızın görüşünü ifade etmesi için mücadele ediyoruz. Yoksa büyükler kendi gençlerini, sadece kendileri gibi düşünen arkadaşları ile bir araya getiriyor. Kendi gibi düşünenlerle gelişemez insan; farklı düşünceleri, deneyimleri dinlemek ve anlamak değerlidir." Sivil toplum çalışmalarının insanlara çok değerli katkıları olduğunu belirten Yücelen, TÜGİAD'ın üyesi olan gençler için yeni ufuklara açılım sağladığını, yeni iş olanakları yarattığını belirterek; "Aramıza katılan kardeşlerimiz ile önce birbirimizi tanıyoruz, böylelikle yeni dostlar ve iş ortaklıklarının temellerini atıyoruz. Bir TÜGİAD üyesi, bir başka bölgede işi olduğu zaman o bölgedeki TÜGİAD şubesi ve üyeleri tarafından destekleniyor."dedi ve TÜGİAD üyeliğinin gençlere işlerini geliştirmeleri açısından pek çok fırsatlar sunacağını anlattı. TÜGİAD Ege Şubesi Başkanı Musa Turan, şube oluşumu deneyimlerini aktararak, 1,5 yıl gibi kısa sürede neler başardıklarını anlattı. TÜGİAD'ın Karadeniz Şubesi kuruluş çalışmalarını yürüten Zafer Küçükşabanoğlu da Karadeniz'li girişimci ve işadamlarına ihtiyacı olduğunu belirterek TÜGİAD üyeliğinin genç girişimci ve işadamlarına kazanımlarını anlattı. "Karadeniz büyürse Türkiye büyür" diyerek şube hedefini dile getiren Küçükşabanoğlu, Ordu, Samsun ve Kastamonu'daki genç işadamlarının yanı sıra Trabzon, Rize başta olmak üzere Karadeniz'deki 18 ilin genç işadamları için TÜGİAD çatısı altında buluşmanın hem Karadeniz iş dünyasına hem de Türkiye ekonomisine büyük motivasyon sağlayacağını söyledi. TÜGİAD üyeleri TÜGİAD üyesi Zafer Toksöz'ün davetiyle Sarelle'nin Ordu'daki fabrikasını da ziyaret ettiler. TÜGİAD Karadeniz şubesinin kuruluşu için önümüzdeki haftalarda üyelik başvuruları ve kuruluş işlemleri tamamlanması planlanıyor. Karadenizli genç işadamları TÜGİAD'a büyük ilgi gösterdi TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen Karadenizli genç işadamlarıyla buluştu TÜGİAD KaradenizliGenç İşadamları ile buluştu

23.02.2015

TÜGİAD Türkiye'nin yatırım haritasını çıkarttı

2014 yılında en çok yatırım çeken iller ve sektörler belli oldu TÜGİAD Türkiye'nin yatırım haritasını çıkarttı Türkiye'nin yatırım haritasını açıklayan TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, teşvik sisteminin az gelişmiş iller için yeterli olmadığını vurguladı. “Yeni bir destek ve büyüme modeli lazım” dedi. Türkiye'nin rekabet haritasını hazırlayan TÜGİAD bu kez de 2014 yılı yatırımlarını analiz etti. İl ve sektör bazında yatırımları sınıflandıran TÜGİAD uzmanları 2014 yılında Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgeleri üzerinden analizler yaparak ilginç sonuçlara ulaştı. Türkiye'nin yatırım haritası sonuçlarını açıklayan TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen; "Aslında devletimizin elinde çok değerli bilgiler var. Yeter ki bunları işlemeyi bilelim. Sağlıklı bir sanayi envanterimiz yok. Ölçümleyemediğimiz sürece yönetemeyiz. Sonuçları herkesin iyi okuması gerekiyor." dedi. Analizlerin amacının coğrafi bazda 2014 yılında yatırımların nasıl dağıldığı tespit etmek, yatırım yeri tercihinde yatırımcıların hangi illeri cazip bulduklarını belirlemek olduğunu dile getiren Yücelen; analizlerde enerji, hizmetler, imalat, madencilik, tarım olmak üzere ekonomik faaliyetlerin 5 ana sektör altında tanımlandığını belirtti. İstanbul özellikle hizmet sektöründe ağırlıklı yatırım çekerken; hem yatırım miktarı hem de yatırım adedi bakımından en gözde il oldu. Türkiye'nin en çok yatırım çeken ili İstanbul Yatırım teşvik belge sayısı olarak ele alındığında İstanbul, 2014 yılında yatırım yeri tercihinde yüzde 12,8 ile en çok yatırım yapılan ile olurken yüzde 5,4 ile Bursa yatırımcıların ikinci tercihi oldu. Bursa'yı yüzde 4,6 ile İzmir ve 4,1 ile Ankara izlerken, Konya 3,9 ile 5. sırada yer aldı. Belgelerin yüzde 2,9'unu alan Diyarbakır da ilk 10'a girmeyi başardı. TÜGİAD tarafından yapılan araştırmanın bir diğer kriteri de yatırım miktarı oldu. Yatırımların değeri olarak yapılan sıralama çok daha farklı... İlk sırayı koruyan İstanbul belge sayısı bakımından yüzde 12,8 pay alırken yatırım miktarı bakımından payını yüzde 14'e yükseltiyor. YatırımınYeri Belge SayısındanAldığı Pay (2014) YatırımınYeri Sabit Yatırım ToplamındanAldığı Pay(2014) 1 İSTANBUL 12,8% 1 İSTANBUL 14,1% 2 BURSA 5,4% 2 İZMİR 6,6% 3 İZMİR 4,6% 3 ANKARA 6,5% 4 ANKARA 4,1% 4 MANİSA 5,9% 5 KONYA 3,9% 5 ANTALYA 5,0% 6 GAZİANTEP 3,9% 6 GAZİANTEP 4,3% 7 ANTALYA 3,4% 7 KOCAELİ 3,7% 8 KOCAELİ 2,9% 8 BURSA 3,5% 9 DİYARBAKIR 2,9% 9 TEKİRDAĞ 3,4% 10 MANİSA 2,8% 10 SAKARYA 3,1% TEKİRDAĞ 2,8% Belge sayısı bakımından 3. sırada yer alan İzmir miktar bakımından yüzde 6,6 ile ikinci sıraya yükselirken İzmir'i yüzde 6,5 ile Ankara, 5,9 ile Manisa ve yüzde 5 ile Antalya izliyor. Belge sayısı bakımından 2. sırada yer alan Bursa yatırım miktarı açısından yüzde 3,5 ile 8. sırada yer alırken Gaziantep'in sanayi kenti olarak bilinen Kocaeli, Bursa gibi illeri geride bırakması da araştırmanın ilginç sonuçları arasında yer alıyor. Araştırma sonuçlarını değerlendiren TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen; Türkiye ekonomisinin KOBİ'lerin omuzlarında yükseldiğine dikkat çekerek; "Bölgesel refah uçurumunu azaltmak istiyorsak en değerli kozumuz KOBİ'ler olacaktır. Bu nedenle Türkiye KOBİ'ler için çok daha etkili ve verimli adımlar atmalıdır." dedi. En az yatırım çeken iller 2014 yılında en az yatırım çeken 4 il sırası ile; Bayburt, Ardahan, Tunceli ve Hakkari oldu. Bu illerin rekabet değerlendirmesine de dikkat çeken Yücelen; bu yörelere özel planlamalar yapılması gerektiğini belirtti. Araştırmaya göre bu 4 ilimize 2014 yılında yatırım teşvik sistemi altında yatırım yapmak isteyen yatırımcı sayısı toplamı 10’a ulaşamadı ve söz konusu 4 ilin her birinin çektiği yatırım miktarı ise 10 milyon Lira’nın altında kaldı. Türkiye'nin en önemli sorunlarından birinin bölgesel refah uçurumu olduğunu belirten Yücelen "Türkiye'nin bazı illerinde tek kuruş yatırım yapılmazken bazı illerde rekor yatırım yapılması bizi mutlu etmiyor. 2009 yılından bu yana kapsamı genişletilen yatırım teşvik sisteminin tüm cazibesine rağmen, Ardahan, Tunceli, Bayburt gibi illerimizde istenen yatırım cazibesinin yaratılamadığı görülüyor. Mevcut teşvik sisteminin etkili olmadığı en az gelişmiş iller için ve yalnızca bu illere münhasır "özel sektör odaklı" yeni bir destek ve büyüme modeli kurgulanmalı ve uygulanmalıdır. Yatırımların sektörel dağılımı Enerji Araştırmanın sektörel boyutuna göre özellikle enerji yatırımlarında 2014 yılında yatırım miktarı olarak en büyük yatırımları kendine çekmeyi başaran il yüzde 25 ile Manisa oldu. Manisa'yı yüzde 10 ile Erzincan ve yüzde 9 ile Siirt takip etti. Enerji Yatırımının Yeri Sabit Yatırım ToplamındanAldığı Pay(2014) 1 MANİSA 24,47% 2 ERZİNCAN 10,15% 3 SİİRT 8,29% 4 İZMİR 5,85% 5 KAHRAMANMARAŞ 5,64% Hizmetler Hizmetler sektöründe en fazla yatırımın (hem adet hem de yatırım miktarı olarak) İstanbul’a yapıldığı dikkat çekiyor. Yatırım miktarı olarak ele alındığında İstanbul’un %27’lik payı dikkat çekicidir. Zira İstanbul başka hiçbir sektörde bu miktarda yatırımı kendine çekememiştir. Bu yönüyle İstanbul’un üretimden ziyade hizmetler sektörüne kaydığı anlaşılmaktadır. Hizmetler sektöründe ön plana çıkan diğer üç il Antalya, İzmir ve Ankara oldu. Hizmet YatırımınınYeri Belge SayısındanAldığı Pay (2014) Yatırımın Yeri Sabit Yatırım ToplamındanAldığı Pay(2014) 1 İSTANBUL 17,8% 1 İSTANBUL 27,1% 2 ANTALYA 7,4% 2 ANKARA 11,7% 3 İZMİR 5,1% 3 ANTALYA 10,5% 4 ANKARA 4,4% 4 İZMİR 7,8% 5 MUĞLA 4,0% 5 KOCAELİ 4,7% İmalat İmalatta yatırımcıların %12.5’i İstanbul’u tercih ederken yatırım miktarı olarak bakıldığında İstanbul 3. sıraya gerilemektedir. Bunun anlamı: İstanbul kendisine büyük imalat yatırımlarını çekmekte zorlanıyor. Dikkat çeken 2 il: Gaziantep ve Konya’dır. Diğer şehirleri geride bırakan Gaziantep ve Konya Türkiye’nin üretim üssü haline gelme noktasında birbirleri ile yarışmaktadırlar. İmalat SektörYatırımınınYeri Belge SayısındanAldığı Pay (2014) Yatırımın Yeri Sabit Yatırım ToplamındanAldığı Pay(2014) 1 İSTANBUL 12,5% 1 TEKİRDAĞ 8,0% 2 BURSA 7,7% 2 SAKARYA 7,7% 3 GAZİANTEP 5,9% 3 İSTANBUL 7,4% 4 KONYA 4,8% 4 GAZİANTEP 6,9% 5 KOCAELİ 4,5% 5 BURSA 6,7% Yatırım miktarı olarak ele alındığında 2014 yılında Tekirdağ ve Sakarya’nın az sayıda ancak büyük yatırımları kendine çektiği, Gaziantep’in ise hem fazla sayıda hem de hacim olarak büyük yatırımlara ev sahipliği yaptığı anlaşılmaktadır. Madencilik Madencilik yatırımlarında yatırımcının 2014 tercihinde ilk üç il Afyon, Denizli ve Sivas oldu. YatırımınYeri Belge SayısındanAldığı Pay (2014) 1 AFYONKARAHİSAR 10,1% 2 DENİZLİ 6,5% 3 SİVAS 6,0% 4 BURDUR 6,0% 5 MUĞLA 5,4% Tarım Tarım yatırımlarında yatırımcıların %10’una yakını Diyarbakır’ı yatırım yeri olarak tercih etmiş ve bu şekilde Diyarbakır birinci il konumuna gelmiştir. Diyarbakır’ı Afyon, Antalya ve Konya takip etmektedir. YatırımınYeri Belge SayısındanAldığı Pay (2014) 1 DİYARBAKIR 9,5% 2 AFYONKARAHİSAR 7,4% 3 ANTALYA 7,4% 4 KONYA 5,3% 5 ŞANLIURFA 5,3%

11.02.2015

Başbakan Davutoğlu: En “Yeni Keynesyen” mi?

TÜGİAD Başkanı Ali YÜCELEN: “Keynes- Nihat Zeybekçi-Durmuş Yılmaz” tartışması derinlemesine incelendiğinde, mevcut iktidarın Keynesyen politikalara ne kadar yakın olduğu açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Başbakan Davutoğlu: En “Yeni Keynesyen” mi? Keynes tartışmalarını ve ekonomi uygulamalarını yorumlayan TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen'e göre Davutoğlu hükümeti uygulamaya koymayı tasarladığı politikalara bakıldığında en "Keynesyen" hükümetlerden biri sayılabilir. Yücelen, bir yandan Keynes'in kitaplarının yakılması gerektiği konuşulurken öte yandan da Keynes'in önerdiği modellerin uygulandığına dikkat çekti. Yücelen, dünyanın Keynes’in kitaplarını yakmadığını ancak Keynes’te de kalmadığını kaydetti. Ekonomide yaşanan durgunluğu sürekli takip ettiklerini belirten Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Ali Yücelen, ekonomi bürokrasisi ve siyasetçilerin tartışmalarını şaşkınlıkla izlediklerini belirterek; "Biz işadamıyız, ekonomiyle ilgiliyiz. Bugüne kadar bu konuda sözü olan herkesi dinlemeye, anlamaya çalıştık ve çalışırız. Bir kısmının sözlerine katılmasak da kütüphanemizde tutar arada sırada okuruz. Ülkemizde bir yandan son dönemin en "Yeni Keynesyen" uygulamaları yaşama geçirilirken bir yandan da Keynes'in kitaplarının hala yakılıp yakılmadığı konuşuluyor" dedi. Keynes'in teorisinin analiz edilmesinde yarar olduğunun altını çizen Yücelen şu açıklamayı yaptı: Günümüzde para basarak ve dünyayı likiditeye boğarak elde edilebilecek neredeyse her şey elde edildi, dünyada bol miktarda sıcak para var ve faizler neredeyse sıfıra düştü. Ancak mevcut durumda faiz esnek değil; para, krediye, yatırıma dönüşmüyor. Bunun nedeni risk algısı. Para basıp kredi hacmini genişleterek ya da faizleri daha da düşürerek yatırımları uyarma politikası başarılı olmuyor. Bu yüzden dile getirilen para politikasından ziyade kamu maliye politikası yoluyla, yani Keynesyen politikalar yoluyla, ekonominin canlandırılması yoluna gidilmesinin gerektiği… Her ne kadar, geçen seneye kadar faizin önemli bir maliyet olduğu ve düşmesi gerektiği savunabiliyor olsa da, Türkiye gibi düşük tasarruf oranları, görece yüksek enflasyon, yüksek cari açık ve her daim yüksek politik gerilim ortamında Merkez Bankası’nın faiz oranlarını daha da aşağı çekmesinin, kısa vadede büyümeyi yukarıya çekeceğini beklemek çok doğru görünmüyor. Mamafih, Tüketici Güven Endeksindeki rekor düşüş, reel sektör temsilcilerinin artık dayanamıyoruz feryatları, bu tartışmaların arasında kaynayıp gitmektedir ve ekonomimiz hep finansal piyasalarında yaşayacağı sıkıntıları kriz olarak görmektedir. Keynes-Durmuş Yılmaz-Nihat Zeybekçi üçgenindeki tartışma, görünürde faiz üzerinden yürüse de aslında daha derinlikli bir tartışmayı kendi içinde barındırıyor. Özellikle Ekonomi Bakanı Zeybekçi’nin, Durmuş Yılmaz’a Keynes’in kitaplarını yakıp yakmadığını sorması, hala Keynes’te kalıp kalmadığını sorması aslında bu derinliği hissetmemizi sağladı… CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN “FAİZ” SÖYLEMİNİ KEYNES DUYSAYDI NE DERDİ? “Keynes’in bakış açısına göre faiz, ücretler gibi işletmeler için geri kazanılması gereken bir maliyettir. Faiz oranı ile üretim süreçlerinden elde edilmesi gereken kar oranları belirlenir, faiz oranlarının etkisi olmadığında ise böyle bir şey gündeme gelmeyecektir. Keynesyen yaklaşıma göre yatırımlar, parasal biçimde belirlenen faiz oranlarına bağımlıdır ve reel ekonomi alanı, parasal ekonominin etkisinden bağımsız değerlendirilemez.” Dikkat edileceği üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın artık gündelik hale gelen faiz söylemi ile yukarıda yer verilen Keynesyen yaklaşım birbirine oldukça yakın görünüyor. Tek farkı Keynes, hikayeyi burada bitirmiyor. Liberal iktisadın piyasanın kendiliğinden düzenleyici mekanizması olarak gördüğü faiz oranları esnekliği, sistemde işlemez hale gelebilmektedir. Faiz esnekliğinin azalması durumunda faiz oranları ile oynayarak ekonomiye yön verme imkanı ortadan kalkabilmektedir. Keynes’e göre yatırım kararı, bir yandan geleceğe dönük beklentiler ve moral gibi psikolojik faktörlere, diğer taraftan faiz oranı ve sermayenin marjinal etkinliğine bağlıdır. İşte Keynes, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan farklı olarak hikayenin sonunu getirmiştir. Bugün Türkiye’de asıl konuşulması gereken, faiz düzeyinden ziyade geleceğe dönük beklentiler ve psikolojik faktörlerdir. DÜNYA KEYNES’İN KİTAPLARINI YAKMADI… Bilinenin ötesinde Keynes’in hedefi, kitabını yazdığı dönemde yaşanmakta olan krizin teorisini yazmak değil, bundan daha da önemli olarak iktisatçıların düşünüş biçimini değiştirmekti. Zira Genel Teori’yi kaleme aldığı sıralarda Bernard Shaw’a yazdığı mektupta Keynes şunu söylemektedir: “Bununla birlikte benim ruh halimi anlamanız için iktisat teorisi konusunda yazdığım kitabın dünyanın iktisadi sorunları üzerindeki düşünme biçiminde büyük bir devrim yapacağına inandığımı bilmeniz gerekir”. Yani yalnızca iktisat teorisi değil aynı zamanda düşünme sistematiği oluşturmak gibi büyük bir hedefi olan Keynes’in kitaplarını dünya yakmadı, aksine 2008-2009 global krizi ertesi tekrar hararetli bir şekilde tartışmaya başladı. Her ne kadar çok ciddi iktisatçılar Keynes’in Genel Teorisi’nin “kötü düzenlenmiş”, “kötü yazılmış”, “çelişkiler” ve “muğlaklıklar” içeren bir kitap olduğunu söyleseler de Keynes kendinden sonrasını önemli ölçüde dönüştürmeyi başardı. DÜNYA KEYNES’TE KALMADI… Keynes’in tam olarak ne demek istediği konusunda bazen birbiriyle uzlaştırılamayacak düzeye varan farklılıklar içeren yaklaşımlar geliştirildi. Bunların başında “Yeni Keynesyen”ciler gelmektedir. 1970’lerde ortaya çıkan Yeni Keynesyen akım, amaçları 1970’lerde gözden düşen Keynesyen iktisada yeniden itibar kazandırmak ve bu amaçla Yeni Klasik iktisatçılar tarafından yöneltilen eleştirilere ikna edici cevaplar sağlayacak şekilde Keynesyen iktisadın makroekonomik çerçevesini mikro ekonomik temellerle yeniden formüle etmekti. Bunda da başarılı oldular. Peki ne söylüyor Yeni Keynesyen’ler… Keynes’in iktisada getirdiği devrim niteliğindeki en büyük yenilik, ekonomiye makro bakmasıdır. Klasiklerin genel eğiliminden farklı olarak Keynes makro değişkenler ve bunlar arasındaki ilişkiler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Piyasa mekanizmasının aksaklıkları ve katılıklarını bertaraf etmek üzere kamu maliyesi ve para politikalarının dönüştürücü ve yönlendirici etkilerine başvurulmasının önemine işaret etmektedir. Yeni Keynesyen iktisatçılar ise, makro teorinin mikro temellerini oluşturmaya yönelik iki farklı koldan yürümüşlerdir: Birinci gruptakiler, nominal fiyatlar ve ücretlerdeki katılıklar üzerinde durmuşlardır. İkinci gruptakiler ise eksik enformasyon ve piyasa başarısızlığı konularını işlemişlerdir. Tüm bu teorik tartışmalar bir yana sonuç olarak Yeni Keynesyenler de, farklı politikalar yoluyla da olsa, ekonomiye müdahale edilmesi gerektiği görüşünü savunmuşturlar. 62. AK PARTİ HÜKÜMETİ “YENİ KEYNESYEN”Mİ? Yeni Keynesyen’ler genelde ekonomiyi tam istihdama yöneltecek güçlerin var olduğu şeklindeki klasik görüşü paylaşırlar. Ancak piyasa mekanizmasındaki aksaklıklar sebebiyle, bunun sağlıklı bir şekilde çalışmadığını söylerler ve bu nedenle devlet müdahalesini önerirler. Sn. Başbakan Davutoğlu’nun kurduğu 62. Hükümet sonrasında dile getirilen “Yeni Türkiye” sloganının altını doldurmaya yönelik atılan ilk adım “ekonomi politikası” alanında oldu. 10. Kalkınma Planının bileşenleri “Öncelikli Dönüşüm Programları” adı altında uygulamaya konulurken 25 ana başlık etrafında 1300’den fazla eylem Başbakan Davutoğlu tarafından açıklandı. Bu başlıklar incelendiğinde, verimlilikten tasarruf oranlarının artırılmasına, rasyonel kamu harcamalarından işgücü piyasalarının etkinleştirilmesine kadar oldukça geniş bir yelpazede “devletin ekonomiye müdahalesini” öngördüğü anlaşılmaktadır. Önceki Ak Parti hükümetlerinden farklı olarak Başbakan Davutoğlu’nun, Türkiye’nin ekonomik alandaki sorunlarını öncelikli gördüğü anlaşılmaktadır ve bu sorunların çözümüne yönelik açıkladığı eylem planı, bugüne kadar ki Ak Parti hükümetlerinin uygulamalarının çok ötesinde bir “ekonomiye devlet müdahalesini” içermektedir. Özünde piyasa ekonomisine bağlı ancak piyasa mekanizmasındaki aksaklıkları düzeltmeye yönelik devlet müdahalesini öngören açıklamaları politik iktisat modelleri açısından değerlendirdiğimizde Davutoğlu Hükümetinin, kendinden önceki AK Parti hükümetlerinden daha fazla “Yeni Keynesyen” olduğu görülmektedir. Nitekim, teori kitaplarının yakılması yerine, bunların düşünce dünyamıza ve pratiğe etkilerinin yeniden değerlendirilip, bunlardan yeni sentezlere ulaşmak için çaba sarfedilmesi ve günümüz şartlarına uyarlanması gerekmektedir.

09.02.2015

Kılıçdaroğlu TÜGİAD üyeleriyle buluştu

TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen iktidar ve iktisat formülü istedi; Kılıçdaroğlu ekonomi için demokrasinin önemine değindi... Kılıçdaroğlu TÜGİAD üyeleriyle buluştu... Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Parlamento ile İlişkiler Komisyonu tarafından düzenlenen Türkiye'ye yön verenler toplantısına katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekonomi kurmayları, genç işadamlarının sorularını yanıtladı. Açılış konuşmalarında TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen ekonomik sorunların çözümü için iktidar ve iktisat formüllerini sordu. Türkiye'nin en önemli sorununun demokrasi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ekonomi, iş dünyası ve teşebbüs hürriyeti için de demokrasinin önemini anlattı. Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Parlamento ile İlişkiler Komisyonu (PİK) koordinasyonunda organize edilen “Türkiye’ye Yön Verenler” toplantısına katılan CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile Genel Başkan Yardımcıları Faik Öztrak ve Selin Sayek Böke genç işadamlarının ekonomi ve siyaset ile ilgili sorularını yanıtladılar. Hükümetin Avrupa Birliği üyeliğini gündemden düşürmeye çalıştığını dile getiren CHP lideri genç işadamlarının saptamalarını; sorunlarını ve çözüm önerilerini dinledi. TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, aralarında her siyasla görüş, etnik kimlik ve inançtan insanlar olduğunu belirterek; "Hiçbir siyasal parti ile yakınlığımız yok; biz sadece Türkiye için doğru bildiğimizi anlatıyoruz. Böyle bir kadro içinden her parti için çok değerli isimler çıkartıyoruz. Üyelerimize siyasal partileri beğenmemezlik yapmayın, şikayet etmeyin; gidin elinizi taşın altına koyun diyoruz." dedi. CHP lideri Kemel Kılıçdaroğlu da CHP olarak vatandaşın asıl sorununun ay sonunu getirmek olduğunu belirterek bu konuda çok etkili bir formül geliştirdiklerini söyleyerek; "Çılgın projeler değil gerçek projeler üretmek istiyoruz. Daha yüksek katma değerli ürünler üretmemiz lazım. Siyasetçiler olarak siz üreten kesimin önünü açmamız lazım." dedi. Toplantının açılış konuşmasını yapan TÜGİAD Ankara Şube Başkanı Türker Naslı, TÜGİAD'ın Ankara'daki 220 üyesinin Türkiye ekonomisine 15 milyar doların üzerinde katkı sağladığını belirtti. TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen'in, G20 zirvesi kapsamında gerçekleştirilecek olan Genç Girişimciler İttifakı Başkanı olduğunu da belirten Naslı, 2015 yılında tüm dünyadan bine yakın genç işadamının TÜGİAD'ın evsahipliğinde Türkiye'de toplanacağını söyledi. Yücelen: Özal'ın 3 hürriyet felsefesine sadığız TÜGİAD'ın kuruluşunu destekleyen 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın düşünce, inanç ve teşebbüs hürriyeti konusunda duyarlı olduklarını belirten TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen; dünyanın her köşesinde gelir dağılımındaki adaletsizliğe karşı girişimciliği teklif ettiklerini belirterek işadamlarına da önemli sorumluluk düştüğünü söyledi. Yıllardır Türkiye'de yaşanan ekonomik sorunlara ve çözüm önerilerine dikkat çekmeye çalıştıklarını belirten Yücelen, yatırım yapan, istihdam yaratan, ihracat için dünyayı kat eden ve düşük kar marjlarına rağmen direnen imalat sektörünün önemini anlattı. Mesajlarının sadece iktidara olmadığını vurgulayan Yücelen, muhalefet tarafından yönetilen yerel yönetimlerinin de payına düşeni almasını istedi. Ekonominin yıldızları olarak nitelendirilebilecek; istihdam yaratan, markalaşmaya çalışan ve TÜGİAD rekabetçilik çalışmasında belirtilen sektör mensuplarının muhalefetin iktidarda olduğu yerel yönetimlerden de zaman zaman baskı gördüğüne dikkat çeken Yücelen bu bağlamda CHP'li yerel yönetimlerin icraatlarının önem taşıdığını söyledi. Ekonomik sorunların aşılabilmesi için yapısal önlemlerin alınması gerektiğini dile getiren Yücelen; öncelikle iktidar olmak gerektiğini belirterek "Sayın Kılıçdaroğlu'ndan önce iktidar sonra da iktisat için nasıl formülleri var onu öğrenmek istiyoruz" sözleriyle CHP'den beklentilerini dile getirdi. Türkiye'nin en önemli sorununun demokrasi olduğunu belirten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; iş dünyası için de demokrasinin önemine dikkat çekti. Demokrasinin ileri olduğu ülkelere bakıldığı zaman insanların zengin, milli gelirin yüksek olduğunu belirten Kılıçdaroğlu,"demokrasinin geri olduğu ülkelere bakınca yoksulluğu görüyoruz" dedi. "Sermaye ürkektir, hukukun ve demokrasinin üstünlüğünün olmadığı yerlere sermaye gitmez." diyen CHP lideri hükümetin Avrupa Birliği üyeliğini dışlayıp Şanghay Beşlisine girmeye çalışmasını "Bu beşliden hangisinde demokrasi var? Çin'de demokrasi var mı? Rusya'da demokrasi var mı?" sözleriye demokrasiyi yok etme girişimi olarak özetledi. İşadamlarının iktidarı eleştiremediğini; eleştirmeye kalkan işadamlarının işyerlerine baskınlar yapıldığını belirterek "Bu nedenle siz söylemeyeceksiniz, biz söyleyeceğiz. Sizi bu şekilde koruyacağız.Siz hangi görüşten olursanız olun bu ülke için çalışıyorsunuz, üretiyorsunuz, istihdam yaratıyor, ihracat yapıyorsunuz. Bu nedenle sizin önünüzü açmamız lazım." dedi. Daha sonra basın kapalı kısa bir toplantıda TÜGİAD üyelerinin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu toplantı sonunda TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, Ankara Şube Başkanı Türker Naslı ve Parlamento İle İlişkiler Komisyonu Başkanı Seda Özbulut'dan bir teşekkür plaketi aldı.

16.12.2014

Türkiye’nin Rekabet Haritası

TÜGİAD'ın araştırmasına göre Samsun müzik enstrümanı, Ankara uçak, Çorum dişçilik aletleri imalatında öne çıkıyor Türkiye’nin Rekabet Haritası Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD), Türk ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabetçi illerini ve sektörlerini araştırdı. Bütün sektörlerde faaliyet gösteren 114 bin firmanın verileri çarpıcı sonuçları ortaya koydu. Bingöl, Tunceli, Ardahan ve Iğdır'da imalatını ihraç eden firma yok. Buna karşın eskiden belirli ürünleri ile ünlü olan illerde tablo değişti; Bursa'nın şeftalisi ya da otomotivi, Çorum'un da leblebisi artık geri planda kaldı. Ankara Uçakları, Samsun ise müzik aletleri ile dünya çapında rekabet ediyor. Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD), yaptığı araştırma ile 81 ilimizin üretim ve ihracat verilerini analiz ederek il bazında rekabet gücünü belirledi. Çarpıcı gerçeklerin ortaya çıktığı araştırmaya göre 4 ilimizde ürettiği ürünleri ihraç eden firma yok; 3 ilimiz ise en az rekabetçi sektöre ev sahipliği yapıyor. Bunun dışında diğer illerdeki tablo Türkiye Ekonomisinin gururu olmaya aday... TÜİK, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığının ihracat ve üretim verilerinin değerlendirildiği araştırmada her bir ilin dünya çapında “mukayeseli rekabet gücü” ölçülürken; 114 bin firmanın verilerinin esas alındığı çalışmanın en önemli tarafı, bu analizlerin ilk defa her bir ilde “üretilip ihraç edilen ürünler” yani “ihracata konu üretim” bazında değerlendirilmiş olması. Araştırma sonuçlarını değerlendiren TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, "Ölçmediğimiz bir şeyi yönetemeyiz. Bu nedenle doğru veriler ve bu verilerin doğru analiz edilmesi çok önemli. Verileri incelediğimizde Türkiye'nin nereden nereye geldiğini gördük. Eskiden leblebisinden başka bir şeyi bilmediğimiz Çorum dişçilik gereçlerinde, Şeftalisi ve otomobil endüstrisi ile bilinen Bursa artık metal işleme makineleri ve takım tezgahlarında; balıkçılık merkezi Samsun ise artık müzik aletleri ile dünya çapında rekabet ediyor..." diyerek verilerin Türkiye'deki değişimi gösterdiğini belirtti. Araştırma, hangi illerin uluslararası düzeyde rekabet gücünün yüksek olduğunu; imalat ve ihracat alanlarında daha rekabetçi olabildiğini sınıflandırırken; 86 ana sektörde faaliyet gösterilen Türkiye'de en çok sektörü barındıran illerin de İstanbul, Ankara, İzmir, Tekirdağ ve Adana olduğunu ortaya çıkarttı. 4 ilin imalatı ihracat pazarında yok Türkiye ekonomisinde faaliyet gösteren firmalar ihracatı çok seviyor, ancak 81 il içinde dördü var ki Türkiye ekonomisinin çok dışında bir tavır sergiliyor. Tunceli, Bingöl, Ardahan ve Iğdır'da gerçekleştirdiği imalatı ihraç eden kayıtlı firma bulunmadığı için çalışma 77 ilin verisi ile gerçekleştirilebildi. Müzik Sektörünün Gözü Samsun'da Türkiye'ye özgü üretim kalıplarını kırarak dünyada boy gösteren Samsun, dünya pazarlarına gönderdiği müzik aletleri ile imalat ve ihracatta rekabetçi il olarak öne çıktı. Müzik aletleri sektöründe Türkiye'de Samsun'dan başka iki il daha bu nitelikte üretim kapasite ve vizyonuna sahip. Samsun'da 18 sektörde daha rekabetçi üretim yapılıyor. Türkiye ekonomisinin dinamosu durumundaki İstanbul'da 86 sektörde yapılan imalat ihraç ediliyor. İkinci sırada gelen Ankara'da 33, İzmir'de 32, Tekirdağ'da 26, Adana'da 25 sektör "üretimden ihracata" en fazla rekabetçi sektöre sahip iller konumunda. Verilerin değerlendirilmesi sonucunda çıkan tablo ilginç. Bürokrasinin ve devletin başkenti Ankara'nın imalatında, askeri savaş araçları, tarım ve orman makineleri, iletişim, uçak ve uzay sanayi dalları öne çıktı. İstanbul'un üretiminin ana motoru ise bilgisayar ve çevre birimleri, mücevherat, optik ekipman ve cam sanayi. Otomotivin başkenti Bursa'da ise imalat sektörünün öne çıkan ana ihracat kalemi metal işleme makineleri ve takım tezgahları. Otomotiv sektörü ise ikinci sırada geliyor. Otomotiv yan sanayi ürünleri ihracatı da Bursa imalat sektörünü besleyen unsurlar arasında geliyor. Konya ise motorlu kara taşıtları karoseri ihracatında en rekabetçi il konumunda. En çok rekabetçi üretimin yapıldığı sektörler neler? Türkiye'de 39 ilde çimento, kireç ve alçı üretimi rekabetçi şekilde yapılıyor. 27 ille Kum, kil ve taş ocakçılığı ikinci sırada geliyor. Taş ve mermer işlemeciliği 26 ilde, tahıl ürünleri işleme 26 ilde, madencilik ise 23 ilde yoğunlaşıyor. Askeri savaş araçları 1 ilde, bilgisayar ürünleri 1 ilde, tüketici elektroniği de bir ilde üretilip rekabetçi şekilde ihraç ediliyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da durum nasıl? Gaziantep'te 12 sektörde rekabetçi üretim yapılıyor ve ihracat gerçekleştiriliyor. Kentte rekabetçilik değeri en yüksek sektör bitkisel ve hayvansal sıvı ve katı yağ üretimi alanında ortaya çıkıyor. Gaziantep'in bölgede bu alandaki rakibi ise Kilis. Mardin'de hazır hayvan yemi üretimi, Diyarbakır'da ise taş ve mermer işçiliği rekabetçi üretilen alanlar arasında. Hakkari, Bayburt ve Karabük ise rekabetçi sektör sayısının en az olduğu iller oldu. Bu illerde sadece birer sektör "üretimden ihracata" rekabetçi durumda. Muş ise mobilya sektöründe rekabetçi mal üretimiyle ön plana çıkıyor. Kauçuk ürünleri imalatında Kırşehir, ayakkabı, terlik, bot imalatı ve ihracatında ise Çorum rekabetçi illerimiz arasında. Çorum'un ihracattan gelir sağladığı önemli üretim kalemlerinden biri de "tıbbi dişçilik ile ilgili araç"lar. Doğu Anadolu'da Van, Erzurum ve Şanlıurfa "beton, çimento ve alçıdan yapılmış eşya" ihracatında rekabet kabiliyetine sahip iller. Trabzon "metal döküm sanayi", süt ürünleri imalat ve ihracatında ise Balıkesir marka olan illerimiz. Anadolu’da hangi il nelerde rekabetçi? Muğla ve Sinop, balık ürünlerini rekabetçi şekilde ihraç edebilen illerimiz. İçecek üretip ihraç eden iller içinde Tokat, rekabet gücü en yüksek ilimiz. Mersin ise öğütülmüş tahıl ürünleri sektöründe rekabetçi olarak öne çıkıyor. Dokuma sektöründe Kahramanmaraş, Malatya ve Adana rekabet avantajı en yüksek üç ilimiz. Van da kağıt ve mukavva üretimi rekabet gücü en yüksek ilimiz. Türkiye'nin turizm başkenti Antalya ise spor malzemeleri üretip en rekabetçi şekilde ihraç edebilen il konumunda. Teknolojide hangi iller rekabetçi? İstanbul, bilgisayar ve çevre birimlerini üretip rekabetçi şekilde ihraç edebilen Türkiye'deki tek il. Bolu, Manisa ve Tekirdağ ev aletleri üretiminde rekabetçi olan ve ihracat yapan illerimiz. Sakarya, demiryolu lokomotif ve vagonlarını rekabetçi şekilde üretip ihraç edebilen en önemli ilimiz. Sonrasında Eskişehir geliyor. Elektronik bileşenleri ve devre imalatı yapan Ankara, rekabetçi ihracatta en yakın rakibi İstanbul'un açık ara önünde. İletişim ekipmanlarında rekabet gücüne sahip iki ilimiz var: Ankara ve İstanbul. Hangi ilin ekonomisinde en rekabetçi ihracat kalemi “maden”? Hakkari, Bayburt, Rize, Gümüşhane, Erzincan, Siirt illerinde rekabet gücü en yüksek sektör madencilik. Buna karşılık Afyon, Diyarbakır ve Burdur "taş ve mermerin işlenmesinde" en rekabetçi üç il. Makine ihracatında hangi illerimiz ön plana çıkıyor? Özel amaçlı makine ihracatında ön plana çıkan üç şehrimiz: Çorum, Konya ve Aksaray. Tarım ve ormancılık makinelerinin rekabetinde Ankara en önde.

25.11.2014

Karlılık düşüyor, şirketler zarar ediyor

TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen Türkiye ekonomisinin temel sorununa dikkat çekti Karlılık düşüyor, şirketler zarar ediyor Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Ali Yücelen, Türkiye Ekonomisi'nin karlılığın düşmesi nedeniyle ciddi bir krizin eşiğinde olduğunu belirterek; küresel kriz öncesinde yüzde 4,2 olan karlılık oranının yüzde 3,8'e düştüğünü ve bunun sürdürülebilir olmadığını belirtti. Yücelen, ekonominin savaşçı unsurları olan KOBİ'lerin karlılık anlamında desteklenmesini ve inşaat sektörü gibi nitelikli finansman sağlanmasının karlılığı destekleyebileceğini belirtti. Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Ali Yücelen, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından kullanıma açılan "Girişimci Bilgi Sistemi" verilerini ilk kez kullanarak elde edilen verilerin analiz edildiğini ve ortaya çıkan sonucun piyasada yaşanan karlılık sorununu net bir şekilde gözler önüne serdiğini açıkladı. Türkiye'de ilk kez bu veriler kullanılarak gerçekleştirilen analizin önümüzdeki dönemlerde de sık sık tekrarlanarak geliştirileceğini belirten Yücelen; "TÜGİAD olarak şikayet eden bir yapımız yok; durumu saptıyoruz ve yapılması gereken bir şey varsa naçizane çözüme katkı sağlamak istiyoruz" dedi. Türkiye Ekonomisinin son dönemlerdeki en önemli sorununun karlılık olduğunun altını çizen Yücelen, pek çok işadamının ekonominin düzeleceği umuduyla zararına iş yaparak sermayeden yediğine dikkat çekerek ; "Bu sürdürülebilir bir durum değil. Biz kimse fahiş karlar etsin demiyoruz; ancak eğer insanlar işlerinden yeterince kar edemezlerse o zaman o dükkan, fabrika, işyeri kapanır. Günün sonunda acı faturayı hepimiz öderiz." dedi. Karlılığın düşük olmasını kan kaybına benzeten Yücelen, "Bir insan belirli bir noktaya kadar kan kaybetmeyi tolore edebilir; ancak ötesi kaçınılmazdır. Bu durumu görerek dikkat çekmek ve çözümüne katkı sağlamak istiyoruz" dedi ve sözlerine şöyle devam etti: "Küresel kriz öncesinde işletmelerimizin ortalama karlılığı yüzde 4,2 seviyelerinde idi... Bugün bu oran yüzde 3,84... İnşaat sektörünün ise Türkiye Ekonomisi'nde üretilen toplam kardan aldığı pay 2006 yılında yüzde 5,2 iken bugün bu oran yüzde 50 oranında artarak yüzde 7,5'e çıkmıştır. İnşaat sektörümüzü kutluyoruz; peki bu süre zarfında inşaat sektöründe üretilen evleri alan; işyerlerine yatırım yapan imalat sektörünün karlılığı ne olmuş diye baktığımızda 2006 yılında yüzde 39,3 pay alan imalat sektörünün bu süre zarfında yerinde saydığını ve yüzde 2,5 oranında bir atış sağlayarak yüzde 40,3'e ulaştığını görüyoruz. Bu tablo ister istemez imalat sektöründeki yatırımcılarımız için inşaat sektörünü daha cazip kılmaktadır." Türkiye ekonomisi içerisinde kapladığı alanı son 8 yılda %30 artıran, Türkiye ekonomisinde yaratılan kardan aldığı payı %50 artıran bir inşaat sektörüne karşılık kar payını yalnızca %2.5 artırabilen ekonomideki büyüklüğü ise bırakın artmayı azalan bir imalat sektörü. Her iki sektörün karşılaştırmasını yapan Yücelen, imalat sektörünün Türkiye'deki toplam net satıştan yüzde 27 pay alırken 2013 yılında bu oranın yüzde 24,8'e gerilediğini; inşaat sektörünün ise 2006 yılında yüzde 4,1 olan payının yüzde 30 civarında artarak yüzde 5,4'e yükseldiğinin altını çizdi. Toplam Karlılık 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 İnşaat'ın ekonominin toplam karından aldığı pay 5,2% 6,2% 6,2% 7,4% 7,2% 6,9% 8,3% 7,5% İmalatın ekonominin toplam karından aldığı pay 39,3% 37,5% 41,5% 35,0% 35,4% 42,9% 36,1% 40,3% Toplam Net Satış 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 İmalatın ekonominin toplam net satışından aldığı pay 27,0% 26,9% 27,4% 25,6% 25,5% 26,9% 25,9% 24,8% İnşaat'ın ekonominin toplam net satışından aldığı pay 4,1% 4,6% 4,7% 5,1% 4,8% 4,8% 5,1% 5,4% Sektörler arasındaki karlılık karşılaştırmasının reel sektöre darbe vurduğunu belirten Yücelen; " Türkiye Ekonomisi içerisinde kapladığı alanı son 8 yılda yüzde 30 arttıran, Türkiye Ekonomisinde yaratılan kardan aldığı payı yüzde 50 arttıran bir inşaat sektörüne karşılık, kar payını yalnızca yüzde 2,5 arttırabilen; ekonomideki büyüklüğünü ise bırakın arttırmayı azaltan bir imalat sektörü... İşte asıl sorun burada... " diye analizi özetleyen Yücelen burada bir başka çarpıcı noktaya işaret ediyor; finansman... Finansal kesimden gerçekleşen fon akışının, inşaat sektörüne nitelikli finansman sağladığını, bunun da finansman maliyetlerini aşağıya çekerek sektörün karlılığını desteklediğini belirten Yücelen sözlerine şöyle devam etti: "Bu noktada sorulması gereken soru: İnşaat sektörü bu gelişmeyi hangi kaynaklar ile gerçekleştirdi? Farklı bir ifade ile finansal kesimden gerçekleşen fon akışından inşaatın aldığı pay ne yönde gelişti? 2006 yılında inşaat sektörünün Türkiye’deki ticari kredi toplamından aldığı pay %6 iken 2013 yılında bu oran %12’ye yükselmiştir. Başka herhangi bir sektörde bu büyüklükte bir artış söz konusu değildir. İmalat sanayinin 2006 yılında %36 olan ticari kredi toplamından aldığı pay 2013 yılında %30’a gerilemiştir. Bu veriler; inşaat sektörünün büyümesi ile birlikte finans kesiminden önemli miktarda fonu kendine çekmeyi başardığını söylemektedir. Bunun neticesinde de sektörün borçluluk oranı (yabancı kaynak/aktif büyüklüğü) diğer sektörler ile kıyaslandığında en yüksek seviyededir. 2013 yılı için inşaat sektörünün yabancı kaynak/aktif oranı %76’dır. İmalat sanayinde bu oran %62’dir." 2014 yılında da Türk ekonomisinin büyümesinde inşaat sektörü ön plana çıkacağını belirten Yücelen, inşaat sektörünün toplam ekonomi içindeki büyüklüğünün görece düşük kalmasından dolayı tek başına büyümede etkili olamayacağını, ancak ekonomik hareketlilikte inşaatın önemli bir unsur olduğunu söyledi. “İmalat Sanayi GSYİH Değeri, Sabit fiyatlar ile, Bir Önceki Yılın Aynı Dönemine Göre Değişim (%) 2013 2014 Çeyrek Çeyrek Yıllık I(r) II(r) III(r) IV(r) 6 Aylık I(r) II(r) III(r) IV(r) 3,7 1,8 3,7 4,6 4,9 3,6 5,3 2 - - İmalat sanayinin 2013-2014 karşılaştırmasını yapan Yücelen, "Yukarıdaki tablodan şu yorumu kolaylıkla yapabiliriz: Türkiye’de imalat 2. Çeyrekte frene bastı, durmadı ancak oldukça yavaşladı. Önemli bir trend yakalamıştı çeyrekler bazında (tablodan görülebilir), %1.8, %3.7, %4.6, %4.9, %5.3 ve bu çeyrekte rakam bir anda %2’ye düştü…. Bir de inşaat büyümesine bakalım. İlk yarıda Türkiye’de, büyüme rakamını iki çeyrek boyunca istikrarlı bir şekilde sürdürebilen tek bileşen: İnşaat yatırımı. İkinci çeyrek büyüme rakamı %4,3 olarak gerçekleşti" diye konuştu. İnşaat sektörünün Türkiye’deki ekonomik canlılığın sağlanması açısından önemli olduğunun altını çizen Yücelen, "Girişimci Bilgi Sistemi verilerinden türetilen sektörel girdi-çıktı matrisi üzerinden kısmi Leontief matrisi oluşturduk ve bu matris ile hangi sektörün ekonomide ne derece canlılık yarattığını test ettik. " dedi ve analiz sonucunu açıkladı... TÜGİAD analizinde, inşaat sektörünün cirosundaki birim artış ile elektrikli ev aletleri sektörünün cirosundaki aynı orandaki bir artış ekonomi üzerinde yarattığı hareketlilik sorgulandı. Teorik anlamda elektrikli ev aletleri sektörünün, stratejik açıdan ülke ekonomisi, ülkenin gelişmesinde daha önemli olduğu öngörülür. Ancak analiz sonuçları bu anlamda farklı bir gerçeğe işaret ediyor. İnşaat ve elektrikli ev aletleri sektörlerinin her ikisinin de aynı oranda büyüdüğü öngörüldüğünde, ülke genelinde ekonomik canlanma, elektrikli ev aletleri imalatında 1 birim ise inşaat sektöründe 3 katı yani 3 birim olarak gerçekleşiyor. Bunun anlamı şu: İnşaat sektörü kendisi ile bağlantılı çok sayıda sektörü hareketlendirirken elektrikli ev aletleri sektöründe bu gerçekleşmiyor. Türkiye’de otomobil üretimini aynı oranda artırsanız dahi inşaat sektörünün yarattığı ekonomik canlılığı yakalayamıyorsunuz. (İnşaat %25 daha fazla canlılık yaratıyor). Bu sebepten dolayı siyasi irada inşaat üzerinden ekonomik canlılık yaratma gayreti içerisinde, bu açıdan değerlendirildiğinde sektörün “ekonomiye hareket kazandırma” noktasında önemli bir işlevi var. Yakın zamanda Sayın Ali Babacan'ın da inşaat sektörünün büyümeye bütün katkısına rağmen, üretmeden, sadece inşaatla büyüme ile ilgili kaygısını dile getirmesini çok olumlu karşılıyor ve reel sektörü önemseyen samimi bir uyarı olması nedeniyle kendisini kutluyoruz. Burada ifade etmek istediğimiz tek husus, inşaatla büyümenin sağlıksızlığı ve sürdürülebilir olmadığı değil. İmalatın karsızlığından dolayı kaynaklar ve özellikle finansman, imalattan inşaata doğru kayıyor. İnşaat, ürettiği kardan dolayı, finansal hizmetler sektörü tarafından destekleniyor. Buradan da çıkarılacak sonuç, son dönemde müşahade ettiğimiz ticari krediler hacmindeki artışın maalesef imalat sektörüne gereği gibi yansımadığıdır." Arazi Rantı, fabrika yatırımlarını olumsuz etkiliyor… Ali Yücelen yaptığı açıklamada inşaat sektöründeki gelişmenin bir diğer yansımasına dikkat çekerek, üretime dönük yatırım yapmak isteyen firmaların “arazi rantı” nedeni ile imalat yatırımı gerçekleştirecek uygun arazi bulamamaları ya da buldukları araziye yüksek bedel ödemek zorunda kaldıklarını belirtti. Ekonomi Bakanlığı tarafından her ay yayımlanan yatırım teşvik verilerinden bu durumu çok net görebildiğini belirten Yücelen gerçekleştirdikleri analizin sonuçlarını açıkladı: Buna göre (aşağıdaki grafikten görüleceği üzere) yıllar bazında Türkiye’de imalat yapmak için yani fabrika kurmak için yatırımcının katlandığı toplam sabit yatırım maliyetleri içerisinde araziye ödenen bedel incelenmiştir. 2011 öncesinde binde birin altında olan bu oran geçtiğimiz üç senede binde üçün üstüne çıkmıştır. Bu durum, son yıllarda arazi rantı ile birlikte arazi fiyatlarındaki artışın, imalat yatırımı yapmayı daha pahalı hale getirdiğini çok net göstermektedir. Analiz sonuçlarını değerlendiren Yücelen, “son üç yılda üretim yapmak isteyen bir yatırımcı fabrikasını kuracağı arsaya, 2010 öncesine göre 2-3 kat bir bedel ödemek zorunda kalmaktadır” dedi. Yücelen yaptığı açıklamada “aslında bu durum, bugüne kadar çokça dile getirilmeyen bir “negatif dışsallığı” bize sayısal olarak göstermektedir. Türkiye’de üretim mi yoksa inşaat mı dendiğinde yatırımcı inşaatı tercih etmekle kalmıyor, arazi rantı ile birlikte yükselen arazi fiyatları Türkiye’de fabrika kurulmasını çok daha pahalı hale getiriyor….” dedi.

15.10.2014

TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen AB İlerleme Raporu'nu değerlendirdi

TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen AB İlerleme Raporu'nu değerlendirdi AB reformlarına sahip çıkalım Avrupa Birliği’nin 8 Ekim’de yayınladığı 17. İlerleme Raporunu değerlendiren Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Ali Yücelen, AB yılı ilan edilen 2014 bitmeden Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin canlandırılması çağrısı yaptı. Türkiye için yayınlanan 17. İlerleme Raporunu değerlendiren Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Ali Yücelen, “Bu seneki İlerleme Raporunda da hem ilerleme kaydedilen alanlara ve kazanımlara hem de ilerleme gereksinimi olan ya da endişe verici bulunan konulara yer verildiğini görüyoruz.” dedi. 1999 yılındaki adaylık ve 2005 yılında müzakerelerin açılmasından bu yana geçen uzun süre zarfında, müktesebat uyumu gerektiren 33 fasıldan maalesef sadece 14’ünün müzakerelere açılabildiğini ve sadece 1 başlığın kapatılabildiğini belirten Yücelen, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin, iki tarafta da siyasi mülahazadan uzak yürütülmesi gerektiğine vurgu yaptı. Yücelen’in rapora ilişkin değerlendirmesi şöyle: “Genel olarak baktığımızda, Avrupa Birliği’nin ilerleme kaydedilen alanları belirtmiş olmakla birlikte önemli eleştiriler yaptığını da görüyoruz. Rapordan bazı örneklere bakarsak, sivil toplumun gelişmeye devam ettiğini belirten AB’nin, sivil toplumun hükümet ve parlamentoyla ilişkilerinin geliştirilmesi vurgusunu da yapıyor ve bizim de sivil toplum olarak önemsediğimiz ve ihtiyaç duyduğumuz somut ve sürdürülebilir bir işbirliği mekanizmasına dikkat çekmiş oluyor. Ekonomik değerlendirmelere baktığımızda, raporda, ülke ekonomisinin küresel şoklara dayanıklılığı, büyümeyi sürdürmesi gibi olumlu değerlendirmeler yanında, yüksek dış borca ve cari açığa, ekonomi alanında koordinasyonun zorluğuna, işgücüne ve eğitime katılmayan gençlerin oranının yüksekliğine, sermaye akışına bağımlılığın yarattığı makroekonomik kırılganlığa ve pek çok alanda şeffaflık eksikliğine dikkat çekiliyor. Türkiye’nin AB üyeliğinin temel unsurlarını içeren Kopenhag siyasi kriterlerine uyumda ise, önemli değerlendirmelerin yer aldığını düşünüyoruz. Çözüm süreci, Gayrı Müslim vatandaşlarımızla ilgili yapılan çalışmalar gibi bazı konuların olumlu yansıdığı raporda, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmezi olan ifade ve basın özgürlüğü, adil yargılama, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, kurumların bağımsızlığı ve şeffaflığı konularında endişe ifadesini ve eleştirileri de görüyoruz. Hassasiyetle vurgulamak isteriz ki, AB ile müzakereleri başlatmamızda koşul olan ve müzakere süreci boyunca da izlenen siyasi kriterlere uyumda geriye gidiş, Türkiye’nin AB hedefinden uzaklaşması anlamına gelecektir. 62. Hükümet programında da stratejik bir hedef olarak belirtilen ve kararlılıkla sürdürüleceği taahhüt edilen AB hedefinde ne kadar ciddi olduğumuzun gösterilmesi, raporda yer alan eleştirilerin objektif olarak değerlendirilmesi ve reformların sürdürülmesiyle mümkün olacaktır. Her zaman söylediğimiz gibi bir kez daha tekrarlıyoruz: AB’ye katılım süreci ve tam üyelik hedefi Türkiye için, siyasi alandan bağımsız yürütülmesi gereken bir reform sürecidir ve asla taviz verilmemelidir. İlerleme Raporunun ilgili kurumlarımız tarafından olgunlukla değerlendirilmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun yanı sıra özellikle belirtmek isteriz ki, katılım sürecinde karşımıza çıkarılan engellerin bertaraf edilmesine çalışılırken, yerinde ve haklı eleştirilerin de ciddiyetle değerlendirilmesini ve eleştirilen alanlarda somut reformların hayata geçirilmesini bekliyoruz. Kamu kurumlarından bu reform beklentimizi dile getirirken, sivil toplum ve tüm vatandaşlarımızın da uyum sürecine sahip çıkması gerektiğine inanıyoruz ve hatırlatıyoruz; bu sürecin kaybedeni olmaz, çünkü asıl hedef ve tam üyelikten daha mühim olan AB standartlarında bir yaşam tesis etmektir. Arzumuz, AB yılı ilan edilen 2014 yılı bitmeden somut gelişmeler sağlanması ve sürecin canlandırılmasıdır. Unutmayalım ki, AB’ye üyelik hedefi ülkemiz için bir zihniyet çıpasıdır ve bu sürecin kazananı 77 milyon olacaktır. Sayın Stefan Füle'nin de belirttiği gibi; Türkiye ve AB'nin birbirine hiç olmadığı kadar çok ihtiyacı var... ”

09.10.2014

TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen Kobane eylemlerine itidal çağrısı yaptı

TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen Kobane eylemlerine itidal çağrısı yaptı Kobane ile Suruç arasındaki fark Atatürk'tür Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Ali Yücelen, Kobane halkı ile dayanışma eylemleri sırasında şiddete başvuranların Kobane'de yaşayanları umursamadığını ve o insanlara en büyük zararı verdiğini söyledi. Olayları değerlendirerek bir basın açıklaması yapan Yücelen, "Kobane ile Suruç arasındaki en temel fark Atatürk'tür" diyerek Atatürk büstüne ve Türk bayraklarına saldıranların, ambulansları ve belediye otobüslerini yakanların anayasa ve yasalar çerçevesinde engellenmesini istedi. Türkiye son günlerde üzücü olaylara sahne olmakta, ülkemizin bir bölümünde olağanüstü hal uygulanmak durumunda kalmaktadır. Baktığımız zaman bu olayların nedeni sınır boylarımızda yaşanan insanlık dramı ile ilgili görünmektedir. Kobane'de yaşanan insanlık dehşetine tepki göstermek her vatandaşımızın en doğal hakkıdır. Ancak Kobane'de yaşayanlara destek vermek için sokağa çıktığını öne sürenler eğer bu ülkenin değerlerine saldırıp, toplu taşıma araçlarını ateşe verip ambulansları yakmaya başlamışlarsa olayların amacının Kobane halkına destek vermek olmadığı da ortaya çıkar. Atatürk büstlerine, Türk bayraklarına saldırıp kamu düzenini terörle bozmaya çalışanların bu eylemlerinin anayasa ve yasalar çerçevesinde devletin olanaklarıyla engellenmesi; samimi insanların kaygılarını paylaşabilmesinin sağlanması önemlidir. Unutmamak lazımdır ki, Kobane ile Suruç arasındaki en derin fark, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin muasır medeniyetlerin seviyesine çıkma hedefinin geldiği seviyedir. Türkiye olarak her sesi duyup anlamak zorundayız. Kobane halkı için endişe eden herkesin, şiddete başvurmadan demokratik haklarını yasalar çerçevesinde kullanması güvenlik güçleri tarafından temin edilmeli; farklı görüşlere sahip insanların başkalarının farklı görüşlerine saygı duyması son derece önemlidir. TÜGİAD olarak herkesi sükunete ve itidalli davranmaya davet ediyoruz. Bu koşulların Kobane halkına yardım etmemizi sağlamak bir yana engellemeye dönük sonuçlar doğurmasına mani olmak her birimizin sorumluluğundadır.

08.10.2014

Mirkan Aydın

TÜGİAD Ankara Şubesi Denetleme Kurulu Üyesi Mirkan Aydın’ın Başkanlığını yaptığı Nesibe Aydın Gençlik Spor Kulübü Kadın Basketbol Takımı, Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligine yükselerek 2020-2021 sezonunda süper ligde yer alan tek okul takımı olmuştur. Kendisini tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

Arda Işık

TÜGİAD Ege Şubesi Kurucu üyelerinden XL Architecture firmasının sahibi Arda Işık, Paris merkezli DNA Paris Design Awards’ta iki ayrı ödülün sahibi oldu. Üyemiz, İrme Elektrik Genel Merkez Binası projesi ile “Grafik Tasarım/Renkli Proje” kategorisinde “Honourable Mention” ödülünü ve Withco Paylaşımlı Ofis ve Ortak Çalışma Alanı projesi ile “Mimarlık/Yenileme” kategorisinde birincilik ödülünü kazandı. Kendisini tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

Melih Sebastien Durmuş

TÜGİAD Ege Şube Başkanı Melih Sebastien Durmuş’un Başkanlığını yaptığı, 1999 yılında kurulan Altekma Spor Kulübü 2019-2020 sezonunda Efeler Ligine çıkmıştır. Kendisini tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

Tolunay Yıldız

TÜGİAD 17. Dönem Yönetim Kurulu Üyesi ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkan Vekili Tolunay Yıldız’ın CEO’su olduğu YEO Group, TET Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği tasarından hazırlanan ‘’İhracat Onur Listesi’nde ilk 100’de yer almıştır. Kendisini tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

Özgür Erdem İncesu

TÜGİAD 17. Dönem Yönetim Kurulu Üyemiz Özgür Erdem İncesu tarafından kurulmuş olan PREMAR Gayrimenkul Danışmanlığınca Dernek üyelerimize ve referanslarına özel şartlar sağlanacaktır.

Oğuzhan Küçükoğlu

TÜGİAD 17. Dönem Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuzhan Küçükoğlu'nun firması Toyota Aktoy Plaza Türkiye'nin En İyi İşverenleri araştırmasında, "Türkiye'nin En İyi İşverenleri 2020" ödülünü alan şirketlerden biri oldu. Kendisini tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

Gül Akyürek Balta

TÜGİAD Çukurova Şube Başkanı Sn. Gül Akyürek Balta'nın Türkiye'nin ilk kadın organize sanayi bölgesi başkanı olduğu Mersin Tarsus Tarımsal Ürün İşleme Organize Sanayi Bölgesi'nin Temel Atma Töreni, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sn. Mustafa Varank'ın katılımıyla gerçekleşmiştir.

Ersin Yazıcı

TÜGİAD Bursa Şube Denetleme Kurulu Üyesi Ersin Yazıcı, Güney Marmara Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilmiştir. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Ali Güral

TÜGİAD Yönetim Kurulu Üyesi Ali Güral’ın, Yönetim Kurulu Üyesi olduğu Güral Şirketler Grubu’na ait olan Güral Premier Otelleri, Finlandiya’da düzenlenen World Luxury Hotel Awards’ta iki ödül aldı. Güral Premier Tekirova oteli ‘’Avrupa’nın En İyi Her Şey Dahil En Lüks Aile Oteli’’ ödülünü alırken, Güral Premier Belek oteli ‘’Türkiye’nin En İyi Kıyı Oteli’’ ödülünü kazandı. Üyemizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Nur Gül Arslan

TÜGİAD Bursa Üyesi Nur Gül Arslan, İçmimarlar Odası Bursa Şubesi 2. Olağan Genel Kurulu sonucunda tekrar Yönetim Kurulu Başkanı seçilmiştir. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Yılmaz Doğan

TÜGİAD Ankara Üyesi Sayın Yılmaz Doğan kurucu ortağı olduğu Qzens Furniture & Design için tasarladığı ürünlerle, 100’den fazla ülkeden 18,450 tasarım başvurusunun yarıştığı, 250 uluslararası tasarımcı ve akademisyenin jüri olarak 110 ayrı kategoride değerlendirme yaptığı, dünyanın en büyük jürisine sahip tasarım yarışması “A DESIGN AWARD”dan; 3 Silver (ikincilik) ve 1 Iron (dördüncülük) ödülü kazanarak ülkemizi başarı ile temsil etmiştir. Üyemizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Hüseyin Köksal Çınar & Furkan Yücel Çınar

TÜGİAD Denetleme Kurulu Üyesi Sayın Hüseyin Köksal Çınar ve TÜGİAD Ankara Üyesi Sayın Furkan Yücel Çınar’ın Grup Firmaları HC Tek Savunma LTD. ŞTİ. ‘nin ürettiği otomatik namlu temizleme cihazı ‘ÇINGI’ için Savunma Sanayi Başkanlığı’nın İştiraki olan SSTEK A.Ş. ile Tedarik Anlaşması imzalanmıştır. Üyelerimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

S. Emre Gencer

TÜGİAD Bursa Üyesi Sayın Emre Gencer, 20 Nisan 2019 tarihinde gerçekleşen Makine İmalatçıları Birliği Olağan Genel Kurulu’nda 17. Dönem Başkanı seçilmiştir. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Nilüfer Çevikel

TÜGİAD Başkan Yardımcısı Sayın Nilüfer Çevikel, 13 Nisan 2019 tarihinde gerçekleşen DOSABSİAD Olağan Genel Kurulu’nda 17. Dönem Başkanı seçilmiştir. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Özgür Erdem İncesu

TÜGİAD Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Özgür Erdem İncesu, 31 Mart 2019 yerel seçimleri sonucunda Çankaya Belediyesi Meclis 1. Başkan Vekili seçilmiştir. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Barış Gül

TÜGİAD Denetleme Kurulu Üyesi Sayın Barış Gül, 16 Mart 2019 tarihinde gerçekleşen PERYÖN (Türkiye İnsan Yönetimi Derneği) Güney Marmara Şubesi Olağan Genel Kurulu sonucunda tekrar Başkan seçilmiştir. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Sıdıka Baysal

TÜGİAD Merkez Üyemiz Sayın Sıdıka Baysal, 2019 Ocak ayı itibarıyla Uluslararası Barolar Birliği Avrupa Bölgesi Forumu’nun ilk Türk Eş-Başkanı olarak atanmıştır. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.